Kaside Der Vasf-ı İstanbul ve Sitâyiş-i İbrahim Paşa [Nedîm]

Sadrazam İbrahim Paşa'nın Övgüsü İçin İstanbul Vasfında Yazılan Kasîde 1 Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl ü behâdur  Bir sengine yekpâre 'Acem mülki fedâdur Bir benzeri daha bulunamayan ve değeri ölçülemeyen bu İstanbul şehrinin bir taşına baştan başa İran ülkesi feda olsa yeridir. 2 Bir gevher-i yektâdur iki bahr arasında  Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdur [İstanbul] iki deniz arasında eşsiz bir incidir. Cihanı aydınlatan güneşle tartılsa lâyıktır. 3 Bir kân-i ni'amdur ki anun gevheri ikbâl  Bir bâg-i İremdür ki gülü 'izz ü 'alâdur [İstanbul] cehveri talih olan bir nimetler ocağıdır. Gülü yücelik, şan ve şeref olan bir İrem bahçesidir. 4 Altında mı üstünde midür cennet-i a'lâ  El-hak bu ne hâlet bu ne hoş âb ü hevâdur Yüce cennet [İstanbul'un] altında mı yoksa üstünde midir? Gerçekten bu ne hâl, bu ne hoş su ve havadır! 5 Her bağçesi bir çemenistân-i letâfet  Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdur ...

Tokınup gülşeni âheste uyandurdı sabâ [Kâmî Edirnevî]


1. Tokınup gülşeni âheste uyandurdı sabâ
Andelîbi yine aşk ile dolandurdı sabâ

2. Gül-zemîn-i çemeni ebr-i bahâra suladup
Cûları mevce-i reşk ile bulandurdı sabâ

3. Bülbülüñ nâle vü feryâdını gûş itmedügin
Yüzine urdı gül-i âli utandurdı sabâ

4. Basıcak ceyş-i Habeş gibi benefşe çemeni
Sûsene tîgi levendâne kuşandurdı sabâ

5. Zülf-i dildâra dokunmam diyerek gerçekden
Dil-i vâbeste-i Kâmî’yi inandurdı sabâ

Nesre Çeviri:

1. Sabâ âheste tokınup gülşeni uyandırdı. Sabâ, andelîbi yine aşk ile dolandurdı.

2. Sabâ, gül-zemîn-i çemeni ebr-i bahâra suladup cûları mevce-i reşk ile bulandurdı.

3. Sabâ, bülbülüñ nâle vü feryâdını gûş itmedügin yüzine urdı, gül-i âli utandurdı.

4. Benefşe ceyş-i Habeş gibi çemeni basıcak, sabâ sûsene tîgi levendâne kuşandurdı.

5. Sabâ, gerçekden zülf-i dildâra dokunmam diyerek dil-i vâbeste-i Kâmî’yi inandurdı.

Günümüz Türkçesi:

1. Sabah rüzgârı, yavaşça dokunup gül bahçesini uyandırdı. Sabah rüzgârı, bülbülü yine aşkla dolandırdı.

2. Sabah rüzgârı, bahçenin gülle kaplı zeminini bahar bulutuna sulatıp akarsuları kıskançlık dalgasıyla bulandırdı.

3. Sabah rüzgârı, bülbülün inleme ve feryadını dinlemediğini kırmızı gülün yüzüne vurup [onu] utandırdı.

4. Menekşe Habeş ordusu gibi bahçeyi basınca sabah rüzgârı, susama yiğitçe kılıç kuşandırdı.

5. Sabah rüzgârı, gerçekten sevgilinin saçına dokunmam diyerek Kâmî'nin bağlanmış gönlünü inandırdı.

Yorumlar